Türk’ün Kahramanlığı

Kıbrıs Savaşı’nı bizzat yaşayan bir gazimizden dinlemeye hazır mıyız? Kimi zaman hüzünlendiren kimi zaman gururlandıran birkaç anı sizleri bekliyor…

Kıbrıs gazisi dedeme “Bize savaş yıllarında yaşadığın birkaç anıdan bahseder misin?” dedim. Dedemin verdiği cevabı aşağıda sizler için paylaşıyorum:

IMG-20190319-WA0001

“Ben Muhittin Karatay. 1953 yılında doğdum. 1973’te askerlik yaptım. 1974’te ise Kıbrıs Savaşı vardı. O zamanlar fazla televizyon yoktu ama biz askerler radyodan savaşı takip edip kendi aramızda konuşuyorduk. Ben de Adana Osmaniye’de uzman çavuştum. Kimin hangi silahlarla katılacağı ve savaşta görevinin ne olacağı belirlendi. Ben kendi mangama (küçük asker topluluğu) paylaşılan görevleri anlattım. Görevim ağır silah topçusuydu. Tanklara karşı silahları kullanırdım. 15 Temmuz’da Osmaniye’den çıktık, ormana girdik. Gece vakti Akdeniz kıyılarına vardık ve gemilere bindik. Kıbrıs’a yetişirken toplar, silahlar patlıyordu.

Gemimize isabet eden tek bir mermi de bir başçavuşumuza isabet etti. Karaya çıkmadan bir şehit verdik. “Acaba karaya çıkmadan biz de şehit olur muyuz? Karaya çıkabilecek miyiz?” diye düşün-meye başladık ve sonunda karaya çıktık. Kıyıda hep askerler vardı. Bizden bir saat önce komandolar havadan indirme yapmışlar. Hiçbirimizin ailesi yanında değildi ama Kıbrıs’ta yaşayan Türklerde bizim ailemizdi. Silahlarımızı kuşandık. Çevrede aramaya çıktık. İşitme engelli okulu vardı. Okula girip düşman var mı diye aradık. Altı tane çocuk okulda kalmış sığınaklara girmişler, acaba Türkler bizi de mi vuracaklar diye düşünmüşler. Tabii, Türk askerinin merhameti çok büyüktür. Hiçbir çocuğa, yaşlıya ve zorda kalmışa zarar vermez.

Türk askeri merhametlidir ama düşmana karşı her zaman dimdiktir. Ölene nurlu asker, sağ kalana onurlu insan derler. İşte ben de o onurlu insanlardan biriyim. Çok gururluyum, omuzlarımda vefat eden arkadaşlarımın kanı var.”