Çoşkun Aral Işınlandı

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Renkli Kalemler ekibi, gazetecilikle tanışma, gazetecilik ve gazete çıkarma sürecinde, Türkiye’nin tanınmış savaş muhabiri ve gezgini Coşkun Aral ile söyleşi gerçekleştirdi. Aral, çocuklara birçok kez ziyarette bulunduğu Batman şehrinden bahsetti. Uzaktan bağlantı ile yapılan söyleşide, Renkli Kalemler ekibi ünlü gazeteciye merak ettiği soruları sorma fırsatı buldu.

“Ben şu an Batman’a ışınlanmış gibi hissediyorum. Ben de o bölgenin insanı olarak sizleri çok özledim, oralara gelmek istiyorum. Sizlerle bu güzel buluşmada soru cevap yapmak beni çok mutlu etti. İnsanların sıkça soru sormasının güzel bir durum olduğunu söyleyebilirim. Kendimden bahsetmek istiyorum. 1956 yılında Siirt’te doğdum. Benim doğduğum yıllarda Batman küçücük bir köydü. 1960 yıllarında Batman’da akrabalarımızı ziyarete gelir-dik. İlk defa o dönemde site olarak bilinen içerisinde tenis kortları, yüzme havuzları bulunan bir Kristal Otel vardı. Bu yaşam alanının petrol çalışanları için yapılmış olduğunu söylerlerdi. O küçük Batman, kocaman bir şehir oldu. Batman’a sürekli gelirdim. Kurtalan’dan trene biner, Batman’a alışveriş yapmaya gelirdik. Petrolün dışında çok iyi buğdayı vardı. Tandır ekmeği çok sıcak ve güzel olurdu. Okula gidenlerin sayısı arttı. En önemlisi ise kızlar ve erkekler okula gitmeye başladılar. Ben doğduğum toprakları çok seviyorum. Dünyayı gezip dolaştıkça soruyorlar. Dünyanın en güzel yeri neresi diye soranlar olduğunda, Siirt-Batman çevresi diyorum. Çünkü Mezopotamya Bölgesi, insanlık tarihinin en eski yerleşim bölgesidir. Batman-Siirt arasındaki 90 kilometrelik mesafede Başur Höyük alanında Göbeklitepe’den de bin sene eski Başur Höyük’ten çıkarılmış heykel var ve Batman Müzesi’nde sergileniyor. Türkiye’de pek bilinmeyen bir durumdur bu. Orayı da mutlaka gezip görmelisiniz. Batman Müzesi’nin en değerli eserleri arasında dünyanın en eski taşları var. Satrancın atası sayılan beş bin yıl öncesinin oyun taşlarını buldular. Bu eserler bizler için çok değerli, görmeniz faydalı olacaktır” dedi. Coşkun Aral, sözlerine Hasankeyf ilçesinden de yaşanmışlıklarını ve gördüklerini anlatarak devam etti. “Hasankeyf’in eski halini çok severdim. Eski halini bana sormayın ağlarım. 5-6 yaşlarında gitmiş ve ilk kez fotoğraf makinesini elime alıp fotoğraf çekmiştim. Kuzenimin makinesiydi. Beni fotoğrafçılığa teşvik eden ilk çektiğim fotoğraf, mağara evleri bende saklıdır. Bir gün sizin aranıza gelip sizlere göstermek isterim. Bir de müze var. Hasankeyf’te eskisi gibi olmasa da birkaç eserin kurtarılması işin sevindirici tarafı benim için. Bölgeye gelen misafirlerimi mutlaka ilk olarak Batman’a getiririm. Güzel yemeklerini yedikten sonra Hasankeyf’te akşam üzeri güneşin batışını izledikten sonra Siirt’e geçeriz. İlkokulu Siirt’te, ortaokulu İstanbul’da okudum. Hasankeyf’te çektiğim fotoğraflar bana ilham oldu. Foto muhabirlik serüvenim, 1996 yılında Hasankeyf mağaralarında sergi açarak başladı. 2004’te Batman’ın en değerli sanatçılarından biri Ahmet Güneştekin ile birlikte Hasankeyf’te sergi açtık, çocuklara yönelik etkinlik yaptık.

ÇOCUKLARIN COŞKUN ARAL’A SORULARI

Savaş sırasında fotoğraf çekerken neler hissettiniz? Savaş zamanında beni en çok yaralayan çocuklar ve onların durumları olmuştur. Çünkü yetişkinler savaşıyor. Dünyanın çok farklı bölgelerinde üstelik komşu coğrafyalarda sayısız savaşa tanık oldum. Hepsi savaşın mağduru silahsız çocuklar, kadınlar ve yaşlılar… Geleceği belirsiz olan durumlar her insanı etkiler. Savaşın gerçek yüzünü göstermek için o fotoğrafları çekmek gerekiyor. İnsanların yaşamaya hakları var.

Ölümü göze alacak bir haber yaptınız mı?
Evet, ölümü göze alacak haber çok yaptım. Dünyada ilk kez üstelik Batman’a çok yakın bir bölgede İstanbul’dan Ankara’ya gitmek üzere bindiğim uçak kaçırıldı. Uçağı kaçıran hava korsanlarıyla röportaj yaptım. Röportajdan sonra, hayatta kaldığıma sevindim; çünkü iki kişi hayatını kaybetti. Ardından birkaç gün Diyarbakır’da cezaevinde kaldım. Haberi oluştururken bu riskleri göze alıyorum.

En ilginç bulduğunuz ülke hangisi oldu?
Dünyada Birleşmiş Milletler’e kayıtlı 201 ülke var. Ama Birleşmiş Milletler’e kayıtlı olmayan 210 civarında ülke olduğu söylenir. Gidemediğim ülkeler arasında Afrika’da iki ülke kaldı. Avrupa’da küçük iki ülke kaldı. Bunlar Andorra ve Lihtenştayn gitmediğim yerler arasında. Ama Güneydoğu Pasifikler’de de küçük ada ülkeleri bulunuyor. Tüm hepsini sayarsak yaklaşık on ülke kaldı diyebiliriz. En çok ilgimi çeken ise çok kültür ve dinin yaşandığı Hindistan oldu. Yirmi veya otuz kere gitmişimdir ve her gittiğimde farklı olaylara tanık oldum.

Gazeteci olmaya nasıl karar verdiniz?
Okumayı çok seviyorum. Okumayı beş yaşın-da, yazmayı yedi yaşında öğrendim. Siirt’e gazeteler üç gün geç gelirdi; ama iki tane dergi vardı okuduğum. “Hayat ve Doğan Kardeş” diye iki dergi vardı. Bunlar benim dünyaya açı-lan kapımdı. O dergilerde okuduğum, röportajlarını gördüğüm kişiler sonrasında ustam oldu. Bunlardan biri ise şu an aramızda olmayan Ara Gürel. Ruhu şad olsun. Hayallerimden biriydi onunla tanışmak, tanıştım ve onun çırağı oldum. İlk gazetem Siirt Mücadele gazetesinde oldu. Gazeteci, foto muhabiri olmak istiyordum ilave olarak doktor olmak isterdim. Coşkun Aral ile tanışmak Renkli Kalemler ekibini çok mutlu etti.