Tarihi Anlatan Bebekler

 

P_20171119_110122

11 yıl önce Mustafa Paşa’daki tarihi konağı satın alarak burada kendi el emeği ile yaptığı bebekleri sergileyen ve Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi’nin kurucusu olan Sibel Radiye Gül, müzenin kapılarını bizi bilgilendirmek için açtı. Kendisiyle eğlenceli ve keyif dolu bir zaman geçirdik.

Asıl mesleği moda tasarımcısı olan ve ayrıca Kültür Bakanlığı tescilli 20171119_104553_HDRfolklorik bebek sanatçısı Sibel Radiye Gül, Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi’nin kurucusudur. Bizleri müzede ağırlayan Gül, bebek yapımına hobi olarak başladığını, daha sonra bebekleri biriktirmeye başladığını söyledi. Yaptığı bebeklerle, tarihi olayları canlandıran Sibel Radiye Gül, müzesinin, Türkiye’de ilk, dünyada ise temalı tek bebek müzesi olduğunu ifade etti.

Sibel Radiye Gül, müze serüvenini şöyle anlatıyor:

“Bebeklere merakım 9-10 yaşlarında başladı. Kayseri’nin bir köyünde doğdum. Bir gün babam tarlada çalışıyordu ve ben de onu izliyordum. Daha sonra babam tarlada bir kumaş parçası buldu ve kumaş parçasını bana uzattı. Kumaş parçasını bana verirken kaftanı ve kadifeyi anlattı, daha önce bunları hiç duymamıştım. Bu merakımı daha da derinleştirdi. Ben sonuna kadar öğrenmekten vazgeçmedim, siz de bir şeyi öğrenene kadar vazgeçmeyin. Şu an toplam 3000 bebek çalışmam var, fakat müzede sizlerin görebileceği 300 bebek sergileniyor. Bu bebeklerle tarihi olayları sahneliyorum. Tarihte geçmiş bir olayı duyduğum zaman bu konuda bilgi topluyorum. Bebek yapmaya başlamadan önce mutlaka iki kitap okuyorum daha sonra bebek malzemelerini toplayıp bir görsel hazırlıyorum.

Bebek yapımının hammaddesi olarak asıl adı kitre olan ve bu bölgede yetişen keven otunun sütünü kullanıyorum. Bir tane bebek yapmak için bir bardak dolusu kitreyi alıp üstüne iki bardak su döküyorum. Bu karışım bir gün bekledikten sonra yumuşuyor daha sonra ise kaynatıyorum. Karışım bulamaç haline geliyor. Bu malzemelerin bir özelliği çalışırken asla elinize yapışmıyor ve hangi renkte kullanılırsa kullanılsın o rengin özelliğini bozmuyor. Malzemenin bir ağırlığı olmuyor, sadece pamuğun ve kağıdın ağırlığı kalıyor. Normal şartlarda saklandığında 150 yıl dayanıyor.

Konağımız ise 170 yıllık bir geçmişe sahip. 11 yıldır insanların ziyaretine açık olan bir müze konumunda. Bizim kurumsal adımız Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesidir. Halk arasında “Bebek Müzesi” diye biliniyor. İnsanlar bile bana “Bebek Müzesi” diye hitap ediyor. Kurduğumuz müzeyle içselleştirilmek beni çok mutlu ediyor. Buradaki bebekler oyuncak gibi düşünülüyor, fakat bebekler kesinlikle oyuncak niteliğini taşımıyor. Burada bulunan her şeyin bir hikâyesi var. Ülkemizde böyle müzelere ihtiyaç var çünkü böyle müzeler ülkenin tarihini farklı bir anlatım şekliyle gösterir. Bizim çalışmalarımızın amacı da budur.”

Müzesinde Osmanlı Padişahları’nın kronolojik sırasıyla bebekleri, Kafkas Halk Oyunları Ekibi, padişah anaları ve daha birçok bebek figürü bulunduğunu ifade ediyor Gül. Müzede bizim dikkatimizi en çok çeken bebekler ise neredeyse gerçek insan boyundaki Kanuni ve Hürrem’in bebekleri oldu.

Yolunuz Kapadokya’ya düşerse siz de bu müzeye uğramadan gitmeyin.

admin-ajax