Teknolojiye Esir Olan Değil Hükmeden Olalım

Yaşadığımız dönemde hızla gelişen teknoloji bizleri içine hapsedip esir aldı. Kontrol edemediğimiz bir istekle bilgisayarlara, tabletlere, cep telefonlarına koşuyoruz.

Kitapların sayfalarını çevirmeyi unuttuk. Dokunmatik ekranlar-da parmak uçlarımız aracılığıyla her şey elimizin altında. Anne babalarımız yemek yemeyen kardeşlerimize videolar açıp ye-mek yediriyor. Temel ihtiyaçlarımız bile teknolojik araçlar aracılığıyla karşılanıyor. Peki bunlar iyi şeyler mi? Aslında değil hepimiz farkındayız. Toprağın kokusunu, ağacın yaprağını, gökyüzünün rengi-ni neredeyse unuttuk. Evlerimizde, okullarımızda, mahallelerimizde birbirinden uzaklaşan insanlar oluşmaya başladı. Evet aynı mekanlar fakat birbirinden kopuk dünyalar. Bütün bunlar nasıl bir gelecekle karşılaşacağımızın göstergesidir.

Gelişen dünya yalnızlaşan insanlar… Şu da bir gerçektir ki bizler teknolojiyi en kötü şekilde kullanıyoruz; onu faydalı bir uğraş, hayatı kolaylaştıran bir tür araç olarak görmek yerine bizi yöneten canlı bir varlık gibi görüyoruz. Bizleri kendine mahkum edip robot haline getirmesine izin veriyoruz. Asıl kötü olan bizlere yön veren, bizleri büyüten ebeveynlerimizin bu konuda duyarsız olmaları. Anne babalar sorumluluklarından kaçmak için teknolojik aletleri bilinçsizce hayatlarımıza yerleştiriyor. Halbuki insan hayatını kolaylaştıran her türlü araç ve gereç olan teknolojiyi yerinde ve zamanında kullandığımızda kişisel gelişimimizde, eğitim hayatımızda ve daha sayamadığım bir sürü alanda bizlere rehberlik edebilir.

Ülkemizde gelişen çağa ayak uydurmak amacıyla birçok alanda değişim olmuştur. Teknolojik gelişmelerde bunların başında gelir. Çağın gerisinde kalmamak, gelişmek ve uluslararası alanlarda yer edinebilmek adına doğru mesafeyi korumalıyız. Bilinçli bireyler olarak hareket etmeliyiz.